TÜİK’in ekim ayında yayımladığı veriler, işletmelerde yapay zekâ kullanımının hızlandığını gösteriyor. Şirketlerin önündeki gündem, teknolojiyi ölçülebilir fayda sağlayacak şekilde kullanmak, çalışanları hazırlamak ve veri güvenliğini sağlamak.
Türkiye’de yapay zekâ, işletmelerin günlük faaliyetlerinde daha fazla yer buluyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2 Ekim’de yayımladığı “Yapay Zeka İstatistikleri, 2026” bültenine göre, yapay zekâ teknolojilerinden en az birini kullanan girişimlerin oranı geçen yılki yüzde 7,5 seviyesinden yüzde 14’e yükseldi. Araştırmanın işletmelere ilişkin bölümü, 10 ve daha fazla çalışanı bulunan girişimleri kapsıyor. Bu nedenle sonuçları, Türkiye’deki bütün işletmelerin kullanım oranı olarak okumamak gerekiyor.

İşletmenin büyüklüğü kullanım oranını değiştiriyor
Aynı araştırmada yapay zekâ kullanımı, 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 12,8; 50-249 çalışanı olanlarda yüzde 17; en az 250 çalışanı bulunanlarda ise yüzde 37,1 olarak ölçüldü. Yapay zekâ kullanan girişimlerin yüzde 51’i bu teknolojiden pazarlama veya satış amacıyla yararlandığını bildirdi.
Bu tabloya ilişkin önemli bir değerlendirme şu: Kullanımın yaygınlaşması, her işletmenin aynı düzeyde fayda elde ettiğini göstermiyor. Bir yazılımın satın alınması, çalışanlara hesap açılması veya birkaç deneme yapılması ile iş süreçlerinde kalıcı iyileşme sağlanması arasında ayrıca ölçülmesi gereken bir mesafe bulunuyor.
Örneğin bir satış ekibi, ürün tanıtımı hazırlarken yapay zekâdan yararlanabilir. Ancak hazırlanan metnin kontrol süresi, ürün bilgilerinin doğruluğu ve müşteriden gelen geri dönüşler birlikte değerlendirilmeden uygulamanın başarısı hakkında sağlıklı bir sonuca varmak güç. Benzer şekilde, hızlı hazırlanan bir raporun hatalarını düzeltmek daha uzun sürüyorsa ilk bakışta görülen zaman kazancı yanıltıcı olabilir.
Çalışanlar açısından hangi beceriler önem kazanıyor?
Uluslararası Çalışma Örgütü ve Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü NASK’ın 20 Mayıs 2025’te yayımladığı araştırma, dünya genelinde her dört çalışandan birinin üretken yapay zekâya belirli ölçüde maruz kalan bir meslekte bulunduğunu hesapladı. Araştırma, insan katkısına duyulan ihtiyaç nedeniyle işlerin dönüşmesini en olası sonuç olarak değerlendiriyor. Buradaki “maruz kalma”, mesleğin bazı görevlerinin teknolojiyle yapılabilme potansiyelini ifade ediyor; gerçekleşmiş iş kaybı sayısını göstermiyor.
Türkiye’deki işletmeler için bundan çıkarılabilecek pratik sonuç, eğitimi kullanılan programa ait birkaç komutla sınırlamamak. Çalışanın bir çıktının eksiklerini fark edebilmesi, dayanaklarını kontrol edebilmesi ve hangi aşamada kendi uzmanlığını kullanması gerektiğini bilmesi de eğitim planının parçası olabilir.
İş arayanlar açısından da somut örnekler daha açıklayıcı bir yaklaşım sunuyor. Bir araç listesinin yanında, hangi görevin nasıl yapıldığını, sonucun nasıl denetlendiğini ve neyin geliştirildiğini anlatmak, adayın çalışma biçimini görünür kılabilir. Burada işverenlerin tamamının aynı beceriyi aradığı veya yapay zekâ kullanımının işe alınmayı garanti ettiği sonucu çıkarılamaz.
Şirket verileri için açık kurallar gerekiyor
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, iş yerlerinde üretken yapay zekâ kullanımına ilişkin dokümanının tanıtımında, çalışanların bireysel tercihleriyle şekillenen kullanımın kurumsal izleme ve yönetimi zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor. Doküman, üçüncü tarafların sunduğu, kamuya açık araçların iş yerlerinde kullanımına odaklanıyor.
Bu çerçeveden hareketle işletmelerin yanıtlaması gereken sorular oldukça somut: Hangi araçlar kullanılabilir? Hangi bilgiler bu araçlara girilebilir? Üretilen içeriği kim kontrol eder? Bir hata fark edildiğinde çalışan kime başvurur? Bu sorulara anlaşılır yanıtlar verilmesi, günlük iş akışındaki belirsizliği azaltabilir.
Küçük bir pilot çalışmayla başlamak, işletmeye kendi koşullarında değerlendirme yapma imkânı sunar. Başlangıçta işin mevcut süresi ve hata düzeyi kaydedilebilir; deneme sonunda kontrol ve düzeltme için harcanan emek de hesaba katılabilir. Böylece bir sonraki yatırım kararı, yalnızca kullanım heyecanına değil, işletmenin kendi ölçümlerine dayanır.
Yeni verilerin açtığı tartışmanın merkezinde de bu soru yer alıyor: Yapay zekâ, işin hangi bölümünü gerçekten iyileştiriyor ve bu iyileşme nasıl doğrulanıyor?


GIPHY App Key not set. Please check settings